<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-1" ?>
<rss version="0.91">
  <channel>
    <title>buzulkaranlik</title>
    <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/</link>
    <description>Goddess Of Darkness She-Wolf...</description>
    <lastBuildDate>Mon, 26 Mar 2007 08:15:01 PDT</lastBuildDate>
    <generator>http://www.blogdrive.com</generator>
    <copyright>Copyright 2007.</copyright>
    <category>Arts</category>
    <category>Writing</category>
    <category>Music</category>
    <item>
      <title>.</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/55.html</link>
      <pubDate>Mon, 26 Mar 2007 15:12:08 GMT</pubDate>
      <description>Bu bloga yeteri kadar zırvaladığınız için alanınız doldu dediler ben de yeni bi alan aldım... Benle birlikte devam etmek isterseniz aşağıdaki adresten devam diyorum...
http://buzulkaranlik-two.blogdrive.com </description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=55</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Nevermind</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/54.html</link>
      <pubDate>Sun, 25 Mar 2007 18:18:54 GMT</pubDate>
      <description>
 
Saatler bir saat ileri alınmıştı, evet, ama benim beynim hala çok gerisindeydi hayatın, ve itaat etmeyi reddediyordu zamana. Akşam 6, yataktan anca çıktım, ölene kadar orda kalmak istiyordu canım, orada çürümek, sessizce. Boktan hayatıma boktan bir haberle daha da renk gelmişti zaten. Boğazımdaki düğüm açılsın diye, duşa girdim. Uzun uzun suyu izledim, akıyordu işte. Sadece akıyordu sabit devinimle. Sabit olan şeylere büyük saygı duyuyordum, benim yapamadığımdı beynimi, ruhumu sabitleyememek. Arkamdan bir bağırtı duydum, 
-         Barajlardaki su tükendi, sen napıyorsun?
Dönüp,
-    ... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=54</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Girl, interrupted! Re-visited...</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/53.html</link>
      <pubDate>Wed, 21 Mar 2007 19:37:56 GMT</pubDate>
      <description>
Kendim hariç bütün delilerle aram iyi... Tek sorunum kendimle... Dopamin, seratonin... Evet gerekli... Akıl hastaneleri bunun için var değil mi? Gerçek bir deli miyim yoksa part-time deliliği meslek mi edinmişim henüz çözemedim. Cevapsız kalan sorular ve obsesif kompülsiv bozukluklar... Kasıklarımda hala o garip ağrı... Hislerimi ameliyatla aldırdım, narkoz gerekmedi zira donuk bir bedeni kesip biçmek zor olmamış olmalı... Katatonik şizofreni... Adı bu evet... Acaba kahve ile şarabı karıtırsak manik depresyon etkisi yaratır mı? Kahve manik bir içecek ne de olsa, şarap da sağlıklı akıllar... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=53</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Ve Günlerden Birgün Dünya Değişir...</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/52.html</link>
      <pubDate>Sun, 18 Mar 2007 15:11:25 GMT</pubDate>
      <description>
 
Ve günlerden birgün dünya değişir... Dışı buz gibi bir kabuk, içi kor ateş olan dünya stabil kalır ama o hüzünlü küçük kız kasıklarında yapay bir doğum sancısıyla dünyayı değiştiri... Düşünür sessizce... Mutluluk doğurma yeteneğini kaybetmediğini fark eder... Bugün kimin dünyasını değiştirecektir acaba bu doğurgan yürek... Acıları toplayan bir paratoner gibiyken mutluluk dağıtan bir akümülatör olabilir mi insan? Ya içinden geçtiklerim... Geçip de kaldıklarım... İçimden kapıyı kapatmadan çıkan insanlar... Eee, ne olmuş? Kapı kapanırsa içeri nasıl girecek ki beklenen... Kapı açık, mutlu... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=52</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Lethe</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/51.html</link>
      <pubDate>Sat, 10 Mar 2007 18:53:00 GMT</pubDate>
      <description>
Gözlerimi kapatmak istiyorum, gözümün önünden güzel şeyler geçsin diye... Her sabah uyanıp gerçek olmadığını anladığımda gözyaşları döktüğüm onlarca rüya kalsın diye gözlerimin önünde... Kim bilir belki de bu yüzden sık sık ölümü düşünüyorum... Hep kapalı kalsın gözlerim diye... Gece üstümü örttüğümde büyükçe bir yıldızı alıyorum sol elime... Sağ elimi üstünde gezdirip kapatıyorum gözlerimi... Sattığım hayallerimi geri satın alabileceğim bir para icat edildi mi? Karanlıklar tanrıçasının evinde hangi nakit aracı kullanılıyor geri alımlar için... İnancım yok ki satın alma gücüm olsun...... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=51</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Sancı:İstasyon İnsanları</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/50.html</link>
      <pubDate>Mon, 05 Mar 2007 15:34:15 GMT</pubDate>
      <description>
istasyonlar.. yalnızlık avcıları... şehrin en yalnız parçası olmalı bu istasyon belki de ben öyle görmüşüm -ki her bir bekleyen insanı yalnız,profosyonel- bu anıları yürek parçalayan yer küre parçasını... en son hangi istasyondan nefret ettim hatırlıyor muyum acaba? senin arkandan el bile sallayamadığım o yerden nefret etmek isterdim oysa ki ilk orada gelmiştik beden bedene... nefret bile edemiyordum istasyonlardan... işte geldim yine, terk diyorum acılar şehrini uğruna içtiğm son kadeh elimde... bunları düşünerek geldim, her terk edişimin içimden kopan yıldız parçalarıyla dünyaya... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=50</comments>
    </item>
    <item>
      <title>.</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/49.html</link>
      <pubDate>Tue, 27 Feb 2007 18:45:33 GMT</pubDate>
      <description>
Tik tak, tik tak...
Zaman durmuyor, ama ilerlemiyor da...
Zaman sıkıştı, destrudo, iyi dinle...
Tik tak tik tak... Zaman ağlıyor...
Libido, sen de dinle... Zaman inliyor...
Zaman kıvrak bir beden şimdi...
Nü, izlenmesi tehlikeli...
Hem ağlayan, hem inleyen tehlikeli bir zaman...</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=49</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Çöp Poşeti</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/48.html</link>
      <pubDate>Mon, 26 Feb 2007 07:04:30 GMT</pubDate>
      <description> 
Doğuya doğru koşmaya başladım… East Hastings çalıyordu ve ben beynimin doğusuna doğru koşuyordum… Bir labirent vardı beynimin içinde, bir ruh, kemikleri çoktan bileklerinden ayrılmış bir yılgın beden… Sürünerek de olsa ilerledim, bir ışık vardı uzakta bir yerlerde ve ışık patladı… Çok yüksek sesle patladı, dağıldı, üstüme gelmeye başladı… Kendimi kendi içime inşa ettiğim mezara gömdüm ışık gözlerimi kör etmeden önce… Her şey zamanının yok olmasıyla başladı ve ışığın patlamasıyla sona erdi… Her şeyin siyah olduğu gün içimdeki bütün kemanlar sustu… SİYAH…   Asla kaçışı olmayan bir... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=48</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Rüzgarın Hüzünlü Şarkısı</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/47.html</link>
      <pubDate>Mon, 19 Feb 2007 01:33:23 GMT</pubDate>
      <description>
Siluetler çok karanlık yine… Sonunu bilmediğim bir rüyada sonunu bildiğim bir hayatı yaşıyor olmak ne garip… Orda mısın? Hey mor adam? Orda mısın? Neden bir görünüp bir kayboluyorsun? Düşünüyorum öyleyse varım peki neden düşünüyorum öyleyse varsın değil? Neden kendimden başka kimseyi var edemiyorum düşünerek bu haksızlık değil mi? Ya da neden düşünmeyerek kendimi yok edemiyorum? Rüzgar hüzünlü şarkılar söyler mi? Peki pencereyi açsam duyar mıyım? Çok sessiz her yer, üşüyorum… Anne? 
Ölüyor muyum? Nedir bu üşüme? Anne söylesene ne oluyor? Sen de mi gittin yoksa? Ben de gidiyorum anne… Piç... (more)</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=47</comments>
    </item>
    <item>
      <title>.</title>
      <link>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/archive/46.html</link>
      <pubDate>Fri, 09 Feb 2007 01:07:57 GMT</pubDate>
      <description>
mevsim normallerinde seyreden yokoluşlarıma karla karışık asabiyet yağıyor ince ince
Ve cevapsız telefonlar gibi suratıma çarpan soğukla Aklımda tek bir kelime: hüsran
Çatlamış dudaklarımdan içeri kırılmış bilek sesleri sızıyor Adım adım karanlık, adım adım uzaklaşıyorum senden
Hırçın bir Beatrice hüznü gözlerimde
           Sen biraz Modigliani, bense çoktan delrmiş Van Gogh...
</description>
      <comments>http://buzulkaranlik.blogdrive.com/comments?id=46</comments>
    </item>
  </channel>
</rss>
