Siluetler çok karanlık yine… Sonunu bilmediğim bir rüyada sonunu bildiğim bir hayatı yaşıyor olmak ne garip… Orda mısın? Hey mor adam? Orda mısın? Neden bir görünüp bir kayboluyorsun? Düşünüyorum öyleyse varım peki neden düşünüyorum öyleyse varsın değil? Neden kendimden başka kimseyi var edemiyorum düşünerek bu haksızlık değil mi? Ya da neden düşünmeyerek kendimi yok edemiyorum? Rüzgar hüzünlü şarkılar söyler mi? Peki pencereyi açsam duyar mıyım? Çok sessiz her yer, üşüyorum… Anne? Ölüyor muyum? Nedir bu üşüme? Anne söylesene ne oluyor? Sen de mi gittin yoksa? Ben de gidiyorum anne… Piç geldim, piç gidiyorum… Tanrı bizi yaratırken kullanma kılavuzumuzu vermeyi unutmuş anne… Biz kendimizi kullanamamışız, bizi hep başkaları kullanmış… Rüzgar, hüzünlü şarkılar söylüyor galiba… Duyuyorum… Rüzgara sarılmak neden bu kadar kolay? Neden buz gibi rüzgar? Zor olan sıcaktır ya hep, neden yokluk donduruyor bizi… Uyuyorum galiba… Yoksa uyanıyor muyum… Gözlerimi açacağım birazdan, belki orda yeniden karşılaşırız… Anne?